Grip Salgınları Zatürre Oluşumuna Zemin Hazırlıyor!

Zatürre nedir?
Zatürree (Pnömoni) akciğer dokusunu iltihaplanmasıdır. Bakteriler başta olmak üzere çeşitli mikroorganizmalara bağlı olarak meydana gelir.

Bulaşma :
Bazı zatürre türlerinde hasta kişilerden sağlam kişilere doğrudan bulaşma riski vardır. Ama, hastalık çoğunlukla, hastanın kendi ağız, boğaz veya sindirim kanalında bulunan mikropların akciğere ulaşmasıyla meydana gelmektedir. Normal durumlarda hastalığa neden olmayan bu mikroplar, vücut savunması zayıf düşmüş   kişilerde zatürree oluşturur. Dolayısıyla zatürreenin ortaya çıkmasında bulaşmadan çok, kişinin  vücut direncini kıran risk faktörleri rol oynar.
Zatürreye zemin hazırlayan grip ve benzeri viral solunum yolu infeksiyonları ise çok bulaşıcıdır. Hapşırık ve öksürükle yayılabildikleri gibi, ağız  ve burun sekresyonlarıyla bulaşmış  bardak, mendil, çatal-kaşık, kapı kolu gibi eşyalar aracıyla  diğer kişilere  geçebilirler.

Zatürre Teşhisi :
Zatürre ihmal edilmemesi gereken bir sağlık sorunudur. Erken teşhis edilmesi ve gecikmeden tedaviye başlanmasının ölümleri azalttığı bilinmektedir. Hastanın yakınmaları zatürreeyle uyumlu ise, genellikle yapılan muayene ve akciğer röntgenindeki bulgularla teşhis konulabilir. Gerekli durumlarda kan ve balgam tahlilleri yapılabilir.

Ayırıcı Tanı :
Zatürre bazen grip, soğuk algınlığı ve bronşit gibi hastalıklarla karıştırılabilir. Bu gibi hastalarda, ateşin üşüme-titremeyle yükselmesi ve 39-40°C’ye kadar çıkması, hastanın genel durumunun bozulması, hastalığın ağır seyredip uzun sürmesi, koyu renkli, kanlı balgam ve göğüs ağrısının eşlik etmesi durumunda, mutlaka zatürree olasılığı dikkate alınarak araştırma yapılmalıdır.  

Zatürre Tedavisi :
Birçok vakada zatürree evde tedavi edilebilir. Ağır olguların, yaşlı hastaların, oksijen tedavisi veya yoğun bakım desteği gerektiren hastaların hastaneye yatması gerekir. Tedavi hastaya göre değişir. Tedaviye erken başlandığında ve ayaktan tedavi edilebilen olgularda, sonuçlar yüz güldürücüdür. Ancak, teşhis ve tedavisi gecikmiş, ağır zatürree olgularında ölüm oranı yüksektir.

Zatürreden Korunma :
Zatürreden korunmak için zatürree oluşumunu kolaylaştıran olumsuz faktörler düzeltilmelidir. Bu amaçla müzmin hastalıkların uygun şekilde takip ve tedavisi, stresten kaçınma, dengeli beslenme ve hijyenik barınma koşullarının sağlanması, alkol, tütün ve ilaç bağımlığının kontrolü ile ağız ve mide içeriğinin solunum yollarına kaçmasına (aspirasyon) yol açan risk faktörlerinin azaltılması gerekir. Yüksek riskli kişinin zatürreeye karşı  bağışıklılığının artırılmasına yönelik olarak, pnömokok aşıları yıllık grip aşıları ve bağışıklık serum uygulamaları da zatürreeden korunma stratejileri arasında yer alır.

Zatürreye yol açabilen veya kolaylaştırıcı olan grip salgınları sırasında kalabalıkla temasın azaltılması, maske kullanılması özellikle yüksek riskli gruba grip bulaştırabilecek kişilerin  aşılanması, korunma için önerilen hususlardan bazılarıdır. Yeterli beslenememe çocuklarda zatürree gelişimini kolaylaştıran en önemli faktördür. Ülkemizde bebeklerin %10’dan azı, doğumu izleyen üç ay içinde sadece anne sütüyle beslenebilmektedir. Anne sütü bebeklerin bağışıklık  sistemini güçlendirmekte ve aşılara daha iyi yanıt verilmesini sağlamaktadır. Bu nedenle, yeterli anne sütü alımının teşvik edilmesi gerekmektedir.

Ülkemizde aşılanma oranları oldukça düşüktür (%54,2). Kızamık, boğmaca ve tüberküloz çocuklarda en önemli zatürree etkenleridir. Bu nedenle, söz konusu hastalıklara ait aşıların yapılması zatürree sıklığını azaltacaktır. Yine çocuklarda zatürree nedenleri arasında sık rastlanan bir bakteri olan Haemophilus influenzae’ye karşı geliştirilen H. influenzae tip b aşısının çocuklardaki rutin aşılama programına dahil edilmesi gerekmektedir. Çocukların sigaraya maruz kalması zatürree sıklığını bu nedenle hastaneye yatışları ve ölümü artırmaktadır. Ülkemizde çocukların yaklaşık %70’i sigaraya maruz kalmaktadır. Çocukların sigaraya maruz kalmasının önlenmesi zatürree ile ilişkili sağlık sorunlarını azaltacaktır. 

Göğüs Hastalıkları Uzmanı
Dr. Sevin Karalar

Tags: